Ana sayfa » KİTAP ÖNERİLERİ » Sezgin KAYMAZ – KÜN
KİTAP ÖNERİLERİ

Sezgin KAYMAZ – KÜN

Merhaba sevgili kitap severler,
Bugün sizlere Türk edebiyatının en güçlü, en zeki ve en usta; ama ne yazık ki bir o kadar da az tanınan bir yazarından ve onun en sevdiğim kitabı olan Kün’den bahsetmek istiyorum.

Öncelikle size yazarımız hakkında kısa bir bilgi vererek başlayayım. Sezgin KAYMAZ 1962 Sinop doğumlu. Aslında bir spor adamı. Uzun yıllar voleybol oynamış, antrenörlük yapmış. Ama geceleri uyuyamayan gece kuşlarından olduğu için vakit geçsin bari diyerek yazmaya başlamış. Yazdıklarını bir arkadaşına okutunca da yazarlık macerası başlamış. Oldukça mütevazı bir hayatı olan Sezgin KAYMAZ tam bir hayvan dostu. Evinde bir sürü kedi ve köpeği ile birlikte yaşıyor. Her kitabında da mutlaka hayvanlar bir şekilde gelip başrole yerleşiyor. Hatta o kadar ki bir dobermanın ana karakteri olduğu Lucky isminde bir romanı bile var.

Gelelim Kün’e…

Kün kelimesi Arapça ” OL ! ” demek. Öz Türkçemizde ise “IŞIK, GÜN” anlamına geliyor. Hangi anlamda kullanırsak kullanalım yüce yaratıcı ” OL ! ”  dedi ve
” OLDU ! ” ortaya çıkan da bu muazzam düzendi.

Kün Konya ve Ankara’da geçiyor. Kahramanlarımız has mı has Gonyalı ve Angaralı . 🙂 Kitabın tamamı Konya ağzıyla yazılmış. Bu da tadından yenmez bir yerellik katmış kitaba. Kitabımızın ana karakterlerinden Hacı Naci KALAYCI aç gözlü bir muhtar. Tüm mahalleyi ele geçirir ; ancak ele geçiremediği tek yer mahallenin en güzel noktasındaki mezarlıktır. Kafaya koyar, mezarlığı yavaş yavaş boşaltacak ve oraya evler yapıp satacaktır ; ama hesaba katmadığı bir şey vardır. Mezarlığın asıl sahibi ölüler ! Ölüler yerlerinden edildiği için huzursuzlardır ve Hacı Naci’den intikam almayı kafaya koymuşlardır. İşte şamata burada başlar. Hacı Naci’ye olur olmadık yerde çiftetelli de oynatırlar birden bire göbek de attırırlar. Bu işin Ankara’daki kısmı.

Dönelim Konya’ya…

Konya’daki olaylar hem trajik hem komik. Pis, çıkarcı, pasaklı Aşut’un birden bire keşfedilen sesi onu aniden müezzin yapar. Hüdai NABİT ise sadece kendisinin duyabildiği konuşan köpeği Çeto’yla sakin bir hayat sürmektedir; ama onların da hayatı evdeki yediği dayaktan kaçarken kapılarında baygın bulduğu Ömer ile değişir.

Çok uzatmadan anlatmam gerekirse konuşan bir köpek, dayak arsızı bir çocuk, aç gözlü bir muhtar ve sesi huyundan güzel bir adam birden kendilerini bir maceranın içinde bulurlar.

Bu kitabı çoğu yerde sesli sesli gülerek okuyacaksınız; ama çoğu yerde de çok ama çooook derinlere dalacaksınız.

Birkaç alıntıyla yazıma son verirken Sezgin KAYMAZ’ın tüm bu teknolojik gelişmelere inat hala sürdürdüğü bir “mektup kardeşliği” geleneği var. Yazar kendisine yazılan her mektuba cevap verecek kadar da yüce gönüllü. Belki okuduktan sonra yazmak istersiniz diye aşağıya adresi bırakıyorum.

Bu kitabı okuduktan sonra yazarın müptelası olacağınızı düşündüğümden bazı kitaplarını da ekledim.

Yazar bir röportajında birine en güzel veda sözünün ” En sevdiğine emanet ol ! ” demek olduğunu söylüyor.

Sizler de en sevdiğinize emanet olun sevgili okurlar. Bol kitaplı günlerde yeniden buluşmak üzere…

 

Kitap Tanıtım Klibi : Kün – Sezgin Kaymaz – YouTube

Mektup adresi : Binbirdirek Meydanı Sokak. İletişim Han No 7 Cağaloğlu – İstanbul

sezgin.kaymaz@yandex.com

Kitaptan Alıntılar :

“Allah’ın işine akıl erdiremeyebilirdin, bu normaldi. Hatta normal olan buydu… Asıl aklın eriyorduysa şüphe edecektin kendinden. İman da aşk gibi bir şeydi çünkü. Akılla fikirle erişilecek, ilimle irfanla kavuşulacak bir şey değildi. Nasıl ki aşık olduğun zaman ” Saçı uzun da ondan ”  demez sebeplerden el çeker, kendini salardın gitsin, iman ettiğin zaman da ” Şu şu şu sebeplerle. ” demez, salıverirdin kendini işte… İman gönül işiydi; zihin, beyin işi değil. Tıpkı aşk gibi. Ve insan, aşık olması gerektiğini akıl ettiği için aşık olmazdı…”

” Başkalarının baktığı yerden baktığında başka bir hayat göreceğini bilirdin; eyvallah. Misal, dindarsan hayatı sevap ve günahtan ibaret görürdün, obursan makarnadan, mantıdan, etli ekmekten. Ölsen başka bir şey göremezdin. İnsan olarak; hayatın boyunca sana ” DOĞRU ” diye kaktırılan şeylerden ibarettin. Bu nedenle deliliğin de delilik olabileceğine pek inanasın gelmezdi. Normalin altı delilikti tıbba göre. Peki normalin üstü ? O da delilikti tabi. İşte bak, normalin üstünde saltanat sürecek adam, kendinden altta oldukları için deli deyip normallerle dalgasını geçecek, ama çoğunluk onu anormal göreceği için onun adı deliye çıkacaktı.”

Yazar: Mübeccel A.