Ana sayfa » Köşe Yazıları » TÜRK TOPLUMUNDA KADININ YERİ
Köşe Yazıları

TÜRK TOPLUMUNDA KADININ YERİ

 

 

Türk toplumu her zaman kadına değer veren bir millet olmuştur. Türk milletinin tarihine baktığımız zaman kadın, gerek devlet işlerinde gerek ise aile içinde daima yüksek söz sahibi olmuştur.

Türk destanlarında kadın, eşiyle ava çıkıp yemek yapar, düşman saldırılarına karşı kılıç ve ok kullanırdı. Aynı zamanda Türk destanlarında liderlere yol göstermiş, fikirleriyle ışık tutmuşlardır. Kadın, soyun devamlılığını sağlayan kutsal bir varlık olarak görülmüştür.

Hun Devletinde ve Kağan’ın emirnamelerinde “Kağan buyruğu” ifadesi yalnız olarak yer alırdı ve “Kağanın hatununun adı” kaydedilmezse o emirname geçerli sayılmazdı.

Göktürk ve Uygurlarda da kağanın hanımı hatun, devlet işlerinde kocası ile birlikte söz sahibi olmuştur. Tıpkı Hunlarda olduğu gibi, emirnameler sadece Kağan adına şeklinde değil “Kağan ve Hatunun namına” şeklinde ibare edilirdi ve Kağan ve Hatun tarafından birlikte imzalanırdı.

Asya Türklerinde Göktürklerin tarihi ve yaşamlarıyla ilgili en önemi kaynak Orhun Kitabeleridir. 7.yüzyıldan itibaren  Orhun Kitabelerinde, devlet işlerini bilen Hatunlardan söz edilir. Orhun Kitabeleri de “Kağan ve Hatun buyurur” sözleriyle başlar.

Tarihte diğer milletlerin kadına verdiği değerleri şu şekilde sıralayabiliriz;

İngilizlerde XI. Yüzyıla kadar erkekler karılarını satabilirlerdi. Hıristiyanlar ise kadına şeytan gözüyle bakıyorlardı. Yine İngiltere’de, kadın pis bir varlık sayıldığı için İncil’e el sürmesine izin verilmezdi. Kadınlar İncil’e dokunabilme hakkına Hanri döneminde (1509-1547) sahip oldular.

Çinlilerde kadın insan sayılmaz ve isim dahi verilmezdi. Kız çocuklarına da ad verme gereği duymaz, çocuklarını bir iki üç şeklinde çağırırlardı.

Farslarda kadın erkeğe itaat etmek zorunda kalırdı. Bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi normal karşılanırdı. Sasani İran’ında Fars erkekler, kan bağının nikaha mani olmaması nedeni ile anne ve kız kardeşleriyle evlenebildikleri gibi, bu konuda teşvik edilirdi.

Arapların, cahiliye döneminde kız çocuklarını toprağa diri diri gömmüş olması tarihte yaşanmış bir gerçektir.

Ruslarda kadın eşya olarak kabul edilirdi. Ruslar, kocası ölen kadını da kocası ile birlikte gömerlerdi.

Türk milletinin kadınlarına verdiği değeri hiçbir millet kadınlarına verememiştir. Bu değer Cumhuriyet’in kurulması ile daha da şekillenmiştir.

5 Aralık 1934 yılında Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı verilmesi ile kadınlarımız tekrar siyasi hayata dahil olmuş ve devlet yönetiminde söz sahibi olmuştur. Yine bu hak ile birlikte 8 şubat 1935 yılında yapılan ilk genel seçimlerde seçilen 399 milletvekilinden 17 ‘si kadın milletvekilidir.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, söylemlerinde toplum içinde kadına verilen değeri birçok kez ifade etmiştir. Örnek verecek olursak Atatürk; “Kadınlar içtimai hayatta erkeklerle birlikte yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır.”, “Ey Kahraman Türk Kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” sözleriyle Türk kadınına verdiği değeri göstermektedir.

Atasözlerimizden de  anlayacağımız gibi Türk Toplumunda kadının yeri her zaman farklıdır.

 

  • Ey Türk oğlu, suyu çaydan kızı soydan al.
  • Birinci zenginlik sağlık, ikinci zenginlik iyi kadındır.

 

 

 

 

 

Kaynakça

TDK Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

https://tr.wikipedia.org